“Öyle düzeltici, öyle yerine getiriciydi ki sevmek…” Deli bir aşığın hikayesi LIKE CRAZY

14 Oca

Bu Cemal Süreyya’nın Aşk şiirinden bir alıntı.. Geçen hafta ölüm yıldönümüydü ondan mıdır bilmem, film biter bitmez aklıma bu söz geldi…

Deli gibi sevmek değil miydi bizi hayata bağlayan işte bu film de öyle bir hikaye…

Like Crazy, 2011 ABD yapımı. 98 dakika, renkli…

Baştan uyarayım, bu yazıyı okursan film hakkında çok şey öğreneceksin!!

Tabiki de bu filmin konusunu anlamak için herhangi bir arama motoruna yazıp, bulabileceğiniz şeyler. Ancak bu yazıyı okumazsan, Felicity Jones‘un ya da filmdeki adıyla Anna‘nın dünyanın en güzel kadınlarından biri ve dünyanın en güzel aşık olan kadın rolü yapan oyuncularından biri olduğunu öğrenemeyeceksin.

Devam eden satırları takip etmediğinde, toplamda bir buçuk saat süren bu güzel aşk hikayeside, üniversite eğitimi için geldiği Los Angeles’ta, gönlünü bir ABD’li gence kaptırdığını, kaptırmakla kalmayıp onun dikkatini çekmek için ilk kendisinin atağa geçtiğini, yazdığı sevimli mektupla American Boy Jakob’ın kalbini çalmayı başardığını da bilmeyeceksin.

Jakob ya da Anton Yelchin’in mobilya tasarımı okuyan bir gençken, kendisini dünyanın en güzel sözlerini yazan ve en güzel gülen kızlarından Anna’ya nasıl kaptırdığını, yazılarını daha rahat yazması için ona sandalye yaptığını, viski içmezken, sırf Anna viski seviyor diye, içmeye başladığını bilemeyeceksin.

Canın sıkılırsa ve bu paragrafı okumazsan da Anna’nın aslında İngiliz olduğunu, öğrenci vizesiyle ABD’de kalabildiğini ancak Jacob’a olan aşkından dolayı vizesini bir hafta ihlal ettiğini de öğrenemeyeceksin. Bununla birlikte, vizesini ihlal ettiği için ABD’ye uzun bir süre giremediğini nereden bileceksin bu satırları okumazsan ama..

Peki, ABD’ye gelemediği için Anna ve Jakob‘ın ilişkilerinin uzak mesafeden devam ettiğini, daha doğrusu devam etmeye çalıştığını, birbirleri olmadan hayatlarına devam etme kararı aldıklarını, Anna’nın über süper rahat ve anlayışlı ailesinin Jakob’un İngiltere ziyaretlerinden birinde, sürekli gidip gelmelerin hem maddi hem de manevi anlamda kendilerine zarar verdiğini söylemesi ve Anna ve Jakob’a evlenmelerini teklif ettiğini biliyor musun?

Ama sen bu satıları okumazsan, Anna’nın ve Jakob’ın farklı ülkelerde farklı insanlarla yakınlaştıklarını, yakınlaşmakla kalmayıp birlikte olduklarını ama yine de birbirlerinden vazgeçemediklerini de bilemezsin..

Anna’nın Jakob’la evlenmesi, sadece 4 kişilik düğünlerinde Felicity’nin dünyanın en güzel gelinlerinden biri olduğunu ancak evliliklerinin bile vize sorununu çözemediğini, aradan bir kaç yılın geçip Jakob’ın mobilya işini geliştirmesini, Anna’nın çalıştığı dergide editörlüğe kadar yükselmesini, Anna’nın her yılları için Jakob’la olan aşklarını bir deftere kaydetmesini ve her şeye, herkese rağmen devam eden, devam etmesi gereken, devam ettirilen ve tüketilmeyen bir aşk hikayesi istersen karlı bir cuma gecesi, bence sen bu filmi izlersin…

Ben bununla yetinmedim kardeşim, bana dahası lazım diyorsan, seni bu siteye girmeye davet ediyorum:

http://www.likecrazy.com

Bu arada filmin müzikleri de Dustin O’Halloran‘a ait. Onun eşsiz piyano tınıları da filmin en güzel parçalarından biri olabilir.

İzleyin, izletin, yeniden izleyin, yeniden izletin!

YÜKSEL

About these ads

Bir Yanıt to ““Öyle düzeltici, öyle yerine getiriciydi ki sevmek…” Deli bir aşığın hikayesi LIKE CRAZY”

  1. ayşe Ocak 17, 2012 7:18 pm #

    la oğlum tüm filmi anlatmışın. bi de “okumazsanız” diye teşvik ediyosun =) uyarı falan koy başa bebişim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: